Gereksiz Bilgiler

Demir’in Tarihi -1-

Simgesi Latince ‘ferrum’dan gelen demir,
yerkabuğunda en çok bulunan metaldir. Dünya’nın
çekirdeği bir demir-nikel alaşımıdır. Diğer
elementlerle kolayca tepkimeye girmesi
sebebiyle demir, doğada bileşik halinde bulunur.
Tüm metaller içinde en çok kullanılanıdır
ve tarih boyunca da büyük öneme sahip olmuştur.
Eski çağlarda hemen her toplumda demirciler
saygın bir yere sahiptirler. Bu, halkların mitolojisine
de yansımıştır. Örneğin, Yakutların geleneğine
göre, Yakutların ilk atası Elliei
ilk demirciydi. Sibirya halklarında da demirci
epey yüksek bir toplumsal konuma sahiptir ve
demircilerin özel ruhlar tarafından korunduğuna
inanılır. şamanın kıyafetindeki demirleri
demirciler yapar ve demir döverken kötü ruhları
kovdukları söylenir. Ayrıca Moğol boylarının
destansı şiirlerinde ve Türklerde demirci
(tarkhan) ; ‘kahraman’ ve ‘yalnız atlı savaşçı’
anlamında kullanılmıştır. [IV] Ergenekon Destanı’na
göre Türkler; Ergenekon’dan çıkmak için
yol ararken, bir demircinin tavsiyesi üzerine
dağdaki demir madenini eritip geçit açmaya
karar verirler. Dağın her tarafını odun kömürle
doldururlar ve büyük körükler yardımıyla
ateşi körüklerler. Demir dağ erir, yol açılır.
Her yıl o gün ( 21 Mart olduğu kabul edilir) törenler
yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır
ve çekiçle dövülür.
Afrikada’ki Dogon ve Bambara toplumlarında
ilk ateşi bulan, insanlara tarımı ve hayvancılığı
öğreten ilk demircidir ve Dogonların mitlerine
göre kahraman, demirci kılığına girip,
yeryüzüne inerek insanları uygarlaştırmıştır .
Afrika’da ayrıca bunun gibi, demirciyi tanrının
oğlu, tanrının işlerini yapan biri olarak gösteren
bir sürü mit mevcuttur. ıbranice, Süryanice,
Etiyopya dili ve Arapça’daki demiri dövmek,
demirci olmak terimleri; şarkı söylemek, cenaze
ağıtı yakmak terimleriyle akrabadır. Yunanca’da
da şair kelimesi için aynı durum geçerlidir.
Sanskrit metinlerinde Çingeneler müzisyendirler,
özellikle demirci ve müzisyendirler.
[IV]
Yunan mitolojisinde ismi çok geçen tanrılardan
biri olan Hephaistos, tanrılar ve kahramanlar
için demircilik ile uğraşarak silah ve
zırh üretirdi. Tarımı, uygarlığı ve şehir hayatını
korurdu. Tanrıların tunçtan evleri, güneş tanrı-
Duygu ALKAN, Oktay ÇAKIR, Zeynep MOLDER, Deniz ÇOBAN
ıstanbul Teknik Üniversitesi
3
metalurji ve tarih
sının arabası, Akhilleus’un zırh, kalkan ve kılıçları,
Atina’daki şesion tapınağı onun eserleridir.
Efsaneye göre bir yanardağın içine demir
atölyesini kuran Hephaistos, her sabah güneş
doğduktan sonra atolyesine gidiyor, akşama
kadar hiç durmadan çalışıyor, tanrıları ve insanları
hayrete düşüren ve hayran bırakan şaheserler
yaratıyordu. Zeus’un insanları cezalandırmak
için kullandığı yıldırımlarını da Hephaistos
demirden yapmıştır. Demirin simgesi
kabul edilen işaretin aynı zamanda savaş tanrısı
Mars’ın sembolü olması, demirin silah yapımında
kullanılan bir metal olarak savaşı çağrıştırdığının
göstergesi sayılabilir. ıskandinav
mitolojisinde en önemli tanrılardan biri
şor’dur ve en büyük özelliği sihirli güçleri olan,
parçalayıcı anlamına gelen Mjöllnir kelimesiyle
ifade edilen bir çekice sahip olmasıdır.
şor, fırtınaları çekici ile kontrol eder, yağmurları
onunla yağdırır. Benzer şekilde Mısır, Yakındoğu,
Hint-Avrupa mitolojilerinde kasırga
tanrısının silah olarak kullandığı gök gürültüsü
ve şimşeği tanrısal demirciler yapar.
Bütün toplumların efsanelerinde, demirciye
tanrısal nitelik verilmesinin kaynağında, insanoğlunun
tarihte ilk kullandığı demirin meteor
kaynaklı olması yatar. Meteorlar neredeyse
tümüyle demir nikel alaşımından oluştuğundan
ilk kullanılan demirden aletlerde nikele bolca
rastlanmıştır. Bu yüzden Mısırlılar demire göğün
armağanı, Sümerlerse göğün madeni demişler
(gök metali anlamına gelen en eski kelime
‘AN. BAR’ Sümercedir) ve kutsal saymışlardır.
[II] Kutsallığından dolayı Mısırlılar koruyucu
tılsımlarını demirden yapmışlardır. Mayalar,
ınkalar ve Aztekler sadece meteor demirini
kullandıkları ve maden ergitmeyi bilmedikleri
için demiri altından daha değerli saymışlardır.
[IV]
Demir aletlerin ergitilerek elde edilmesine
(meteordan demir elde etmenin dışında) MÖ
3500 ile MÖ 2000 yılları arasında Mezopotamya
(Tel-Asmar, Tel-Çagar Bazar, Mari), Anadolu
(Alacahöyük) ve Mısır’da rastlanır. Mısır’da
demirin eski zamanlardan beri bilinmesine
rağmen genel kullanımı M. Ö 800’lere
rastlar. Bulunan en eski demir aletlerden birinin;
Büyük Piramit’in yapımında kullanılmış olduğu
saptanmıştır ve bu alet MÖ 2900’e tarihlenmiştir.
Demirin günlük hayattaki kullanımı kolay elde
edilememesi ve yöntemin tam olarak anlaşılamaması
sebebiyle çok sınırlıdır. ‘Süs eşyası
dışında günlük eşya üretiminde sıkça kullanılmasını
ise Hititler gerçekleştirmiştir. Bu dönemde
Anadolu’da bulunan 33 demir eserden
19’u Hitit kökenlidir. ’ [II] ‘Demirin kullanımıyla
ilgili Hitit metinlerinde demirden kılıçlar, yazım
tabletleri ve demirden yapılan tanrı ve hayvan
heykellerinden bahsedilmektedir. Hititlerde ilk
olarak dövme tekniğiyle demir üretiliyordu.
Fakat bu yöntemde fazla işgücü gereksinimi
vardı ve yaygın olarak kullanılması için yeterli
değildi. Bu yöntemde demir filizinden ergitilen
demirdeki karbon dövülerek azaltılıyordu ya
da odun kömüründe ısıtılarak arttırılıyordu.
’[VI] Bu işlemi yaptıkları döküm ocaklarını dağ
yamaçlarına kurmuşlardır. Böylece herhangi
bir körük kullanmadan rüzgar etkisiyle ateşi alevlendirmek
için gereken yüksek sıcaklığa ulaşmışlardır.
Hattuşa’nın coğrafi yapısı, hem
4
metalurji ve tarih
rüzgar alan yamaç bakımından hem de demir
filizi bakımından zengindi. [II]
‘Hititlerin egemenliğinde bir kabile olan
Kaliblerdeki bir grup demirci tarafından
madeni tavlama, yani kor halindeyken su
verme tekniği ile dövme tekniğindeki sorunlar
kısmen çözülmüştür. Tavlama yönteminde
dövme demir çubuklar az miktarda
karbonun metalin yüzeyine dağılması
(karbürizasyon) şeklinde doğrudan odun
kömürü ateşinde ısıtılıp tekrar tekrar dövülerek
çelik haline getiriliyordu. ’ [III] Ayrıca,
bir Hitit metninde geçen ‘ Kral ve kraliçenin
sözleri demirdir, kırılamaz ve yok edilemez. ’
ifadesi çeliğin kırılamazlığını ve Hititlerin çelik
hakkındaki bilgilerini gösterir. [II]
Hititlerin komşuları ile ticari ilişkilerinde demir
önemli bir rol oynamıştır. Bir Hitit kralının II.
Ramses’e demir bir kılıç gönderdiği ve bu
metalin ticaretini yapma sözü verdiği bilinmektedir.
Hititlerin Asurlularla yaptığı ticarette de
demirin büyük önemi vardır. Demir gümüşten
kırk kat, altından ise yedi kat daha değerliydi.
Hitit ekonomisi merkezi sistemle yönetildiği için
yüksek kalitede demirin tekeli saraya aitti.
[II] Bu yüzden, MÖ 1200 yıllarına kadar yani
Hitit imparatorluğu yıkılana kadar demir çağının
gerçek anlamda başlamadığı konusunda
geniş çevrelerde görüş birliği vardır. Bu görüşe
göre, Hitit ımparatorluğu barbar kavimlerin
istilası nedeniyle parçalanmasından sonra,
demirci ustaları da kırsal bölgelere dağılmıştır
ve demir üretim teknikleri bütün Orta Doğu’ya
ve barbar Avrupa’ya yayılmıştır. [V] Avrupa’ya
yayılmasında MÖ 900’lerde Dorların katkısı
büyüktür.
M. Ö. 1200 ile M. Ö. 1000 yıllarında Orta
Doğu’daki demir kullanımının bronza nazaran
hızla artmasının sebeplerinden bir diğeri de,
bronz yapımı için gerekli olan kalayın bulunmasındaki
sıkıntıdır. Ayrıca demir; bakır ve
bronzdan daha rahat dökülebildiğinden, tercih
sebebi olmuştur. Demir metalurjisinin bir endüstri
haline gelmesi yine bu tarihlerde Ermenistan
dağlarında gerçekleşmiştir. Bu olaylar,
demir çağının başlangıcına zemin hazırlamıştır.
‘Demirden yapılan eşyaların kullanımının
artmasıyla ormanlar kesilip tarıma açıldı,
bol ürün elde edildi, nüfus arttı, orta doğunun
uygar toplumları arasındaki dengeler
hızla değişti. ’ [I] Demirden yaptıkları aletlerle
insanlar tarımdan yüksek bir verim alabildiler,
bu da dolaylı olarak tarım toplumuna
geçişi sağladı. Tarım aletleri çekiçle yapıldığı
için Angola’da çekice tapılması, dünyanın
çok değişik yerlerinde yaşayan birbirinden
bağımsız toplumların mitolojilerindeki demircilerin,
aynı zamanda insanlara tarımı öğreten
ve uygarlığı getiren kişiler olmaları, bu bağlamda
özellikle dikkat çekicidir.
KAYNAKLAR
[I] Bernal, 1976, sf. 120
[II]Brandou B. , Schickert H. , Hititler, 2004
[III] Derry and Williams, 1960, sf. 121
[IV] Elidae M. , Demirciler ve Simyacılar
[V] Forbes, 1964, sf. 30, sf. 32
[VI] Gurney O. R. , Hititler

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - 26 Şubat 2010 at 23:16

Categories: Gereksiz Bilgiler   Tags: , , , , ,

Bakır’ın Tarihi

Tarih öncesi dönemde insan; temel ihtiyaçlarından
olan beslenmeyi, avcılık ve toplayıcılık
yolu ile barınma ihtiyacını ise doğada hazır
bulduğu mağara, aaç kavukları ya da kaya
barınaklarıyla gidermiştir. Bu faaliyetler, göçebe
bir hayat tarzını tetiklemiştir. Ancak, zamanla
iklim koşullarındaki düzelmeler, insanların
bir bölgede nispeten daha uzun süre kalabilmelerine
olanak sağlamıştır. Buna bir de insanların
bilgi birikimleri eklenince teknolojide
de gelişmeler boy göstermeye başlamış, bu
da insanların doğaya hükmedebilmelerine olanak
sağlamıştır.
ınsanoğlunun ilgisini ilk çeken metal altın olmuştur.
Parlaklığı, dikkat çeken
sarı rengi, tabiatta serbest
halde bulunması ve korozyona
dayanıklılığı gibi sebepleri,
altının dikkat çekmesinin
nedenleri arasında gösterilebilir.
Metallerin pratik olarak
kullanılması ise bakırın
bulunmasıyla başlamıştır.
“Malahit, doğal bazik bakır
karbonat olup, bakır tenörü
düşük bir bakır cevheridir ve
bu cevhere, tüm bakır yataklarının
değişime uğramış, ayrışmış
üst bölümlerinde rastlanır.
Dolayısıyla bu parlak, yeşil renkli mineral,
bakır yataklarının bulunduğu yeri belirtir.
Turkuvaz ise içinde bakır zerreleri bulunan gök
mavisi ya da yeşilimsi mavi renkte doğal bazik
alüminyum fosfattır. Bakır yatakları, işte bu
renkli minerallerin aranması sırasında bulunmuştur.
Bakır cevheri, çıplak ve taşlık alanlarda
bulunur. Neolitik çiftçilerin yerleşim alanlarında
tarlaların bulunduğu alüvyonlu ve löslü
ovalarda bu cevhere rastlanmamıştır. Çiftçilerin
çok azı kendi arazisinde bakır madeni bulmuştur.
Bu nedenle, çoğu çiftçi toplumu bu metali
ya da cevherini dışalım yoluyla elde etmiştir.
Dışalım, bu toplumların artık üretimiyle
sağlanmıştır.”(1)
Cevherden bakır elde etmenin ortaya ilk çıkışı
bir tesadüf eseri olmuştur. Bakırın keşfi konusunda
da gerçeğe yakın kimi senaryolar türetilebilir.
Örnekse; tarih öncesinde yaşamış
bir Mısırlı kor halindeki ateşe bir malahit parçası
düşürmüş ve bakırın pırıltılı damlalar halinde
aktığını görmüş; ya da değerli taş arayan
ve yeryüzüne yakın bir bakır cevheri üzerinde
kamp kuran birinin yaktığı ateş cevheri
indirgemiş ve bakıra dönüştürmüş olabilir.
Bakırın ergitilebilmesi için
gereken sıcaklığa ulaşmak
amacıyla, ateşe hava akımı
sağlayan bir aygıt ya da bir
körük gerekti. Ayrıca fırınlar,
potalar ve maşalar icat
edilmeliydi. Döküm işi de
kalıp gerektiriyordu. Önceleri,
bakırın arıtılması ile ilgili
ergitme şu yolla yapılıyordu:
Sığ bir çukurda odun
kömürü yakılıyor, içi boşaltılmış
kamışlarla hava üflenerek
kor haline dönüştürülen
ateşin üzerine kuru odunla
karıştırılmış cevher yerleştiriliyor ve bu
karışımın tutuşup yanması, ateş alması sağlanıyordu.
Erimenin gerçekleşmesi için de oluşan
yüksek sıcaklığın uzun bir süre korunması gerekiyordu.
Daha sonra, ateş sönmeye ve soğumaya
bırakılıyordu. Eriyen ve çukurun dibine
çöken bakır, soğuyup katılaştıktan sonra üzerinde
oluşan camsı cüruf katmanı kırılıp parçalanarak
atılıyordu. Erime sırasında dibe çöken
bakırın üfleme çubuklarının deliklerini tıkama
tehlikesi vardı. Böylece elde edilen bakırın
7
metalurji ve tarih
tavlanarak ve dövülerek işlenmesi, çeşitli nesnelerin
biçimine sokulması ise özen istiyordu.
Kısaca, bakırın eritilmesi oldukça zor bir uğraştı.
Bir süre sonra döküm yapılmaya başlanıldı.
Bu amaçla bakır külçesi parçalanıp bir potaya
konuluyor, küçük bir ocakta ya da fırında yeniden
eritiliyor ve içindeki hava kabarcıkları büyük
ölçüde kaybolduktan sonra kalıba boşaltılıyordu.
Başlangıçta kalıp malzemesi olarak alçı taşı
(jips), ince taneli kumtaşı ya da sıcağa dayanabilen
herhangi bir kaya parçası kullanılıyor
ve üretilmesi istenen nesnenin ters yönlüsü
kabataslak bu malzemelere işleniyordu. Dökümden
sonra soğumuş ve kabaca biçimlendirilmiş
nesne kalıptan alınıyor, istenen nihai
biçimi elde edilinceye dek dövülüyor ve tavlanıyordu.
M. Ö. 2000’li yıllarda maden ticareti, Doğu
Akdeniz ve Ortadoğu’da yoğunlaşmıştı. Kıbrıs
ve Anadolu madenler açısından en önemli kaynakları
oluşturuyordu. Özellikle Kıbrıs, bakır
kaynakları açısından çok zengindi. Nitekim,
bakırın yabancı dillerdeki adı da Kıbrıs’tan
gelmektedir. Romalılar bakırı Kıbrıs’tan çıkarmışlar
ve adına “Aeş Cyprium” demişlerdir. Bu
isim daha sonra kısaltılarak Latince “Cuprum”
adını almıştır. Daha sonra Yunancaya “Kyprios”
, ıngilizceye “Copper” , Almancaya “Kupfer”
şeklinde dönüşmüştür. Simgesi de Latince
adının ilk iki harfinden gelmektedir.
M. Ö. 3000-1800 yılları arasındaki döneme
ismini veren tunç, bakır içerisine kalay karıştırılması
suretiyle elde edilen bir alaşımdır. Kendisini
oluşturan iki bileşenine göre daha sert
olan tunç, daha kolay erir ve daha kolay kalıba
dökülür. Mısırlılar, dışalım ya da üretim yoluyla
elde ettikleri tunçla el aletleri, silahlar,
kaplar, tapınak kapıları ve içerisindeki kalay
oranını artırarak ayna yapmışlardır. Anadolu’da
kalay bulunmadığı için Hititler, bakır ile
arseniği karıştırıp tunç elde etmişlerdir.
ılk çağlarda çeşitli kapların yapımında ve silah
imalatında kullanılan bakır günümüzde elektrik-
elektronik sanayinde kullanılır. Ayrıca,
bakırın değişik alaşımları (örneğin pirinç) bazı
iş kollarında yoğun olarak kullanılmaktadır.
Arkeolojik bulgular, medeniyetin gelişmesiyle
bakır üretiminin gelişmesi arasındaki paralelliği
ortaya koymaktadır ve bakır insan hayatında
her geçen gün daha önemli bir rol oynamaktadır.
KAYNAKLAR
(1)Gündüz, A. ‘Mezopotamya ve Eski Mısır’, Büke
Yayınları, 2002historf of copper
www.mta.gov.tr/mta_web/kutuphane/mtader
gi/13_4.pdf
www.maden.org.tr/resimler/ekler/392.pdf
Anadolu’nun Kültür ve Yerleşme Coğrafyası – 1. Ta
rihöncesi Dönemlerden Hellenistik Öncesine, Genç
ler ıçin Çağdaş Coğrafya, 118-130. Hachette Livre In
ternational-Epsilon Yayıncılık, Istanbul. (ılk baskı
, 2001).
Bilimde ve sanayide kimya tarihi Zeki Tez nobel da
ğıtım,2000
Bakır hidrometalurjisi ve flotasyonu Sabri Karahan
TMMOM Maden MÜH. ODASI MET. MÜH. ODASI
Ekstraktif Metalurji Uygulaması:Bakır Sezai
Cankurt Dağ matbaacılık koll.şti. istanbul 1973

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bak%C4%B1r

Tarih Öncesi ve Hitit Edibe Uzunoğlu-Gülay Topaloğ
lu http://www.istanbul.edu.tr/Bolumler/guzelsanat/hi
tit.htm
Bakır el kitabı Murat Sezer 25 ağustos 2004

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 23:14

Categories: Gereksiz Bilgiler   Tags: , , ,

hurdac
header ('Content-type: text/html; charset=utf-8');